0

Tatava yapın!

llk oy kullandığım seçimler 2007 Türkiye genel seçimleriydi. 2002’de AKP gümbür gümbür meclise girmişti, 2007 seçimleri öncesinde “AKP’ye karşı oy kullanıyoruz” örgütlenmesi bazı cenahlarda tohumlanmaya başlamıştı – mesela Ankaralı ve Çankayalı olarak benim çevremdekilerde. Bilmeyenler için: Çankaya 80lerde solcu veya sağcı olarak bölünen zamanın Ankaralı gençlerinin yetişkin yaşamlarını ulusalcı olarak sürdürdükleri ilçedir.

Yeni 18’ini doldurmuş birisi olarak heyecanla seçmen kaydımı yaptırmıştım. annem heyecanla beni kayıt yaptırmaya sürüklemişti. Bir oy bile değerli. Oy kullanacaktım da kime, neye oy vereceğim hakkında en ufak bir bilgim de yoktu. Üniversiteye girene kadar olan tüm zamanımı dershanelerde bir takım sınavlara hazırlanarak geçirmiştim. Test kitabı hariç kitap okumamıştım. Eh bu kadar çalışma karşılığı iyi bir üniversiteye “kapak atınca” ilk senemi de sarhoş geçirmiştim. O dönem de pek elime kitap aldığım söylenemez.

Hatırlıyorum, 2007 seçimleri öncesi topluca yemeğe gitmiştik, tek gündem seçimler. Herkes ikna olmuş, çok düşünülmeyecek, AKP’ye karşı oylar ana muhalefete basılacak. Bana da CHP’ye veya MHP’ye oy vermem gerektiği söyleniyor.  Bir aile dostumuz demokrasinin böyle bir şey olmadığını, benim değerlerim ve düşüncelerimle en çok uyuşan partiye oy vermem gerektiğini ve mesela kendisinin bu nedenle ÖDP’ye oy vereceğini söyledi. Orada garibanı hain ilan edebilecek bir güruh vardı. Ettiler de gerçi: “Oyları bölüyorsunuz, sizin gibiler yüzünden biz “bunlar”dan kurtulamayacağız.”

Şimdi yine aynı muhabbet kaldığı yerden tam gaz devam. “Tatava yapma #basgeç”, yerelde İstanbul için “Sırrı Süreyya Sarıgül’ün oylarını bölüyor” ya da en sevdiğim “Ortamlarda Sırrı’ya verdim dersin, kim nereden bilecek?

Yani sizi bilmem arkadaşlar ama ben oyumu ortamlarda hava atmak için kullanmıyorum. Bu ülkede oy kullanmak gaz yemeden yapabileceğimiz tek politik “eylem” olabilir. Oylarını nasıl tatava yapmadan basıp geçilebileceğini de pek anlamıyorum. Tatava yapmadan basıp geçtiğin oyun arkasından nasıl koşacaksın? Neye oy verdiğinin bile farkında mısın ki? Tatava yapmıyorsun çünkü, düşünmüyorsun, düşünmemeyi teşvik ediyorsun.

#basıpgeçmek için kendince mantıklı nedenler sıralayanlar da oldu. Ölmemek için dediler, eyvallah. O kadar ki bu #basgeç mevzusu sol(?) parti Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bozkurt selamı da yaptı. AKP’ye karşı neredeyse güç birliği.

Ama tatava yapana uygulanan psikolojik şiddet nedir yahu? Suratınıza tatava yapma diye bağıranları mı istersiniz yoksa hemen son seçim anketlerine göre her ildeki en güçlü muhalefeti gösteren listeleri gözünüze sallayanları mı? Hele bir de ben basıp geçmeyeceğim arkadaş dediyseniz geçmiş olsun. Benim her gece rüyalarıma oy pusulaları giriyor bu yüzden.

Demokrasi böyle bir şey değil arkadaşlar. 2007’den beri insanlar #basgeç diye örgütleniyorlar, bir şey değişti mi?

Kürt özgürlük hareketinin siyasi ayağına bakalım mesela. Kürtler giremesin diye barajı yükselttiler, Kürtler şimdi meclisteler. Yıllar boyunca hem sokaklarda, hem mahkemelerde hem de siyasi arenada hak aradıkları için, tatava yaptıkları için meclisteler. Çok uzun sürdü, daha da sürecek ama daha güçlü sürecek.

Y kuşağının huyu bu, hemen her şey olsun istiyoruz ama olmuyor. Mücadele sadece sokaklarda ya da mahkemelerde sürmüyor, bilinçli siyaset de yapmak gerekiyor. Geçen sene Haziran’dan beri tohumlarını ekiyoruz özgürlük mücadelesinin, bunun meyvelerini de toplayacağız, ama bu hemen yarın olmak zorunda değil.

Biz Y kuşağına sesleniyorum, 2007’de ilk oyunu kullananlara: Bu sefer tatava yapsak ya beybiler? Tatava yapsak, bu seçimlerin yerel seçimler olduğunu hatırlatsak. Yerelde bize en çok hizmet edecek, taleplerimizi dinleyecek, fikirlerimizi soracak adaya oy vereceğimizi konuşsak. Yerel yönetimlerden ne beklediğimizi tartışsak? Şehirdeki haklarımızı konuşsak, öğrensek hep beraber? Sadece yarın için değil, on sene sonrası için de demokrasi temelini atmaya başlasak? Hani demiştik ya, bu daha başlangıç, mücadeleye devam.

Özgecan Kara

Reklamlar