0

Protests in Turkey against Azerbaijan Dog Massacre

  Azerbaijan has been protested on 15th of March  in three major cities of Turkey -Istanbul, Ankara and Izmir- following the footage on international media that shows Azerbaijan authorities burn live dogs as a preperation for 2015 European Games. Activists urged Azerbaijan to stop the massacre right away.

Animal rights activists have staged a demonstration in front of Istanbul Azerbaijan Consulate to protest mass destruction of stray animals in Azerbaijan for 2015 European Games. More than 100 people in Istanbul has marched to the Consulate with a banner reading “Baku is Burning Dogs” and spilled sacks of ashes in front of the Consulate to commemorate burned dogs.

ist azerbaycan eylemi 1 (1)

Activists gathered in front of Akmerkez Shopping Mallin business district of Istanbul, Levent and walked towards the Consulate. One-track of Zeytinoglu Road that leads to Istanbul Azerbaijan Consulate has been blocked by rallying people and the slogans chanted such as: “Baku means Massacre”, “Azerbaijan Smells Like Blood”, “Don’t Stop Shout, Freedom is a Right”. Turkish riot police has welcomed the crowd in front of the Consulate and informed them that they cannot rally in front of the Consulate. After a short quarrel, activists managed to proceed their demonstration in front of the Consulate.

Guray Tezcan who read the press statement reminded that animal massacre for 2015 European Games is not a single issue, but a part of ongoing effort in Azerbaijan to eradicate stray animals. Tezcan gave the example of another massacre in Azerbaijan that happened in 2012 for Eurovision Song Contest. Tezcan also said that “The idea to eradicate stray animals in the name of modern civilization is not just torturing animals but also Azerbaijani people who raise their voice for animals. Many people have been prosecuted and repressed because of peaceful demonstrations.”

At the end of press statement, Tezcan reminded recenlty built massive (20.00 dogs capacity) Kisirkaya Dog Shelter of Istanbul and said: “Stray animals belong to the street, not to massive and remote concentration camps.”

Following the statement, activists piled sacks of ash in front of Azerbaijan Consulate to commemorate burned dogs and chanted: “We are all animals, You can’t reduce us by burning!” Some activists placed stickers in the shape of Azerbaijan flag on top of the ash, but police acted quickly to pick them up due to a Turkish law that bans official flags to lay on the ground.

Animal rights activists called all rights defenders to pressure Azerbaijan and boycott 2015 European Games until this mass murder stops. International protests against Azerbaijan will continue on 16th March in front of Azerbaijan Consulates in Tbilsi and Moscow.

15.03.2015 / Freedom to Earth Association Press Release

ist azerbaycan eylemi 3 (1)

ankara azerbaycan eylemi (1)

ist azerbaycan eylemi 2

2

“Ararat bizim taraftan daha güzel görünüyor.”

Ermenistan Amerikan Üniversitesi’ni ziyaret ettiğimizde koridorlar arasında yürürken, bir anda çıktığımız camekan geçişin ardındaki küçük ve büyük Ağrı manzarası, bizi olduğumuz yere çivilemeye yetmişti. Erivan’a çok yakın, ama bir o kadar da uzak. Sanki şehir bitince Ararat başlıyor gibi, ama aslında başlayan sınırlar.

Şehrin her yanında, tablolarda, kupalarda, restoranların duvarlarında Ararat çizimlerine rastlıyoruz. Elini uzatsan tutacakmışsın gibi yakın ve bulutların arasından, gün batımında kızıla boyanan karlı tepeleriyle, hatırlattığı anlattığı çok şey var Ermenilere. Batı Ermenistan, Doğu Anadolu, Kuzey Kürdistan. Herkesin kendini merkeze koyarak konumlandırdığı içinde yaşayanların birbirinin komşusuyken merkezlerin düşmanlaştırdığı insanların toprakları. Photo18_17 Bi de nar… Narın Ermenistan için tam olarak, yani resmi söyleminde ne ifade ettiğini bilmiyordum. Oradaki arkadaşlarımızın anlattığına göre, buralarda bol yetişen, bereketi sembolize eden ve geçmişi çok eski tarihlere dayanan bir semboldü sadece. Arkasında belki çok efsanevi bir hikaye yoktu ama bir sonra duyacağımız açıklamadan daha umut vericiydi bir milletin sembolü olmak için. Bir başka gün bir seramik atölyesinde nar formunda türlü eşyalar yapmış olan bir sanatçı, bize narın içindeki her bir tanenin, soykırım sırasında Ermenilerin bir günde yiyebildikleri yemek miktarını temsil ettiğini söyledi. Narın temsil ettikleri artık bereketten, iyi şanstan ziyade korkunç bir tarihin sembolü olmuştu bu yeni hikayede. Bu hikaye arka planda anlatıla dursun, gündüzlerimiz nar ve Ararat temsillerine doysun, bir gece rüyamda kör göze parmak bir olay yaşandı. Ailemin Ankara’daki evindeki mutfaktayım. Belki yüzlerce nar kesmişim. Tezgah, yerler her yer kesilmiş ama yenmemiş narlarla dolu. Ve tüm duvarlar, ellerim, yüzüm kıpkırmızı nar suyu içinde. Ailem bir sebeple evde değilmiş ve teyzem ve eniştem beni ziyarete geleceklermiş. Gelip de mutfağı o halde gördüklerinde, birçok defa özür dileyip, hemen temizleyeceğimi, sorun olmadığını söylüyorum. Hayatımda suçluluk duygusunun bu kadar net bir şekilde sembolleşerek rüyama yansıdığını da görmemişimdir. Oysa ki bu rüya hanemize bereket yağacak diye de yorumlanabilirdi. Sadece bu deneyimleri yaşamak için bile gitmek yeterliydi aslında ama asıl sebebi ziyaretimiz daha ulvi bir amaca hizmet ediyor kanımca. Aslında, yazının buradan sonrası bir gezi yazısı kıvamında konyağa, Ermeni yemeklerine ve Ermeni kadınlarına güzellemeler düzerek de devam edebilirdi. Artık bir dahaki sefere. Photo28_28 Bir çok kurum tarafından oluşturulan Türkiye Ermenistan Normalleşme Sürecini destek programı kapsamında, Hrant Dink Vakfı’nın desteğiyle Yeryüzü Derneği ve Ermenistan’daki partner örgüt Forum 21st Century Young Leaders’ın yürüttüğü Türkiye Ermenistan Çevre Aktivistleri Platform Projesi kapsamında ziyaretler yapmaya gittik Genç Yeşillerden 2 toplamda 6 kişilik ufak bir ekiple. 4 buçuk gün boyunca pek çok kişi, dernek ve oluşumla tanıştık. Bir onlar dert yandı, bir biz. Anlatılanlar öylesine Türkiye’deki ekoloji hareketinin ve ekolojik sorunların bir ekosu gibiydi ki, bir sonraki adımda ne olacağını tahmin edebilirdiniz kolaylıkla. Sadece nüfusla ve ülkenin büyüklüğüyle orantılı olarak ölçeği küçültmek gerekiyordu. Peki biz, Gezi’den bir kaç ay önce Erivan’daki Mashtot parkını korumak için başlayan ardından yine bir kamusal ve yeşil alan mücadelesine dönüşen hareketten, güzeller güzeli Trchkan şelalesini HES’ten korumak için saçlarını kazıtan gençlerden neden habersiz kaldık? Yanı başımızdaki Sovyet zamanlarından kalma nükleer santrale Ermenistan’ı mecbur bırakmamak için ne yapabiliriz? Türkiye’de sonuncusunun da bir marifetmiş gibi avcılar tarafından avlandığı leoparlar Ermenistan’da hala varlar, ama yaşam alanları Türkiye’nin içlerine dek giriyor. Aman girmesin, biz koruyamayız diye sınırları mı yükseltsek?

Lafın kısası, Ermenistan’la ilişki kurmaya, Erivan’ın bodrum katlarındaki barlarında, ucuza konyak içerek de başlayabilirsiniz benim yaptığım gibi. Etrafınızda zaten sizi fark edip yanınıza gelecek, size İskenderun’lu, Muş’lu, Kayseri’li büyük babalarından öğrendikleri, hatırladıkları cümleleri, kimi zaman küfürleri (size karşı asla değil) sıralayacak pek çok güzel insanla tanışır, beş dakika önce rap yapılan barı halayla kapatabilirsiniz. Sonra belki gün olur doğa için de, birbirimiz için de dayanışacağımız vakit gelir, kim bilir? Photo33_34 Gizem Kastamonulu

Fotoğraflar: Pelin Atakan